Vapurda oturuyor, değişmesi gerektiğini düşünüyordu. Vapurun içindeydi, rüzgardan korkuyordu belki de, o uçsuz bucaksız denizden gelen ve vapurun üzerine esen özgür, kimseye hesap vermeyen rüzgardan. Hesap vereceği insanlar vardı, her zaman olduğu gibi. Vapur Kadıköy'e yanaştı. Dışarda oturan kız yavaşça içeri girdi. Bir an ona baktı. Teni bembeyazdı, gözleri ışıl ışıl. Gözleri birbirlerine değdi, utandılar. Kızın gözleri kaçmadı, o gözlerini kaçırdı. Böyle bir teni gülümseyişi daha önce görmemişti. O anın hayatını değiştirebileceğini hiç düşünmemişti.
Takip etti. Toplumun kendine dayatılan o laçka kurallarını o gün yıkacaktı.Kaç kişiyi böyle bir anlık almış hayatına ve sonrasında gidip konuşmadığı için pişman olmuştu. Vapurdan inerken aklından sadece ayıp olup olmayacağı, takip etsen yanlış olup olmayacağı geçiyordu.Bir an için hepsini siktir etmeyi düşündü, ne olabilirdi ki? Sonra peşinden yürümeye başladı. Tek derdi onun sapık olduğunu düşünmeleriydi. Eğer öyle düşünürlerse tüm hayalleri yıkılacak, az önce kırdığı zincir onu boğacaktı.
Kız barların yoğunlukta olduğu semte doğru yürümeye başladı. Aklındaki tek düşünce onun sakin bir yere gitmesiydi. Yanına gidip konuşacaktı, geçmişte yaşadığı bütün çekingenliklerinin günahını o gün çıkaracaktı. Kız bir kere arkasına baktı, göz göze geldiler. Kız bir kere daha arkasına baktı. Sonra bir kere daha. Ve bir kere daha. Korktu, o duygu içini yaktı kavurdu. Devam etmeli miydi, yoksa vazgeçmeli ve kızın birazdan "İmdat, sapık var!" demesini engellemeli miydi? Herşeyi o birkaç saniye içerisinde zihninden geçirdi. Vazgeçti. Bir sokak sonra kız devam ederken o sola saptı.
Çocuk yürüdükçe ayakları ağırlaşmaya başladı. Bir kaç dakika sonra pes ettiği için kafasını duvarlara vurmak istedi. Gerizekalı gibi vazgeçmişti. Kız bir daha arkasına baktığında onu göremedi. Kulaklarına varan ağzı düştükçe düştü. Herhalde kafamda uydurdum "Kimsenin beni takip ettiği yok."dedi. Oğlan geri döndü , yürüyüşü hızlandı koşmaya başladı. Aradı aradı, bulamadı.
Şemseddin Cem ÇAKMAKCI