Aklımdan geçenler çoğu zaman kağıda dökülemiyor, kağıda genellikle kahve dökülüyor, kağıdın uykusunu kaçırıyor hem de. Kahve kağıda gidince boşluğuna uyku gelir oturur. Yanındaki koltukta da hep yaşlı bir amca olur. Muhakkak soracağı soru "Sen kimin oğlusun?"dur. "Siktir et be amca!" da denmez ki amcaya yaşına hürmeten. Yaşlanan herkes neden hürmeti hak etsin ki sorusu düşer aklıma. Uyku da sıkılmış olsa gerek amcadan, kaçar gider. Ulan amca kahve gibi adamsın ha.
Uyku minibüsüne indi bindi yapan kafein insanın canını sıkar. Hemen ineceksen hiç binme kardeşim, yürüyüver. Tam mayışmışken insanın aklına soru takar şu kafein. Uykusu kaçan insanın huzuru da kalmaz. Yatamaz öyle, kalkar. Aklına taktığı sorunun çıkması için sorunun üstüne gitmesi gerekir. Uyku sersemi insanın dermanı olmaz, üşenir. Farz etmek bedava nasıl olsa, farz edelim ki bizim adamımız bir süper adam, onda üşenme falan yok ama süper de olsan adamsın sonuçta. Öyle bir ağırlık çöker ki sen bile kaldıramazsın. Gram cinsinden sayısal bir değeri de yok bu ağırlığın, tamamen idea. Uyku minibüsü rüya durağına doğru yola çıkar, kafein ineli çok oldu.
Şemseddin Cem ÇAKMAKCI